Yeni Nesil Neden Bu Kadar Aptal?

Şu an genç ve ergen olan kuşaklara Y ve Z jenerasyonları ismi verilmekte. Y jenerasyonu, 90’larda doğan ve günümüzde 20 yaş üzerindeki gençlerin ismiyken 2000 yılından sonra doğanlara Z jenerasyonu, ya da Z nesli, deniliyor. Bazılarına göre bu her iki nesil için de “biraz aptal” yakıştırması yapılabilir. Aptal kelimesi haksız bir hakaret midir bilinmez ancak ortada bir “gariplik” olduğu da aşikar.

İletişim uzmanı Ben Boychuk “İdiot Nesil” isimli makalesinde, yeni nesli olumsuz etkileyen etmenlerden birisinin, ilginç bir şekilde, eğitim olduğunu söylüyor. Yeni nesil içerisinde yüksek öğrenim oranı daha önce hiç olmadığı kadar yüksek. Bunda yanlış olan ne var diyebilirsiniz? Yanlış olan şey yüksek öğrenim alıyor olmak değil, bu eğitimi alma biçiminde gizli. İnsanlar 25 – 26 yaşlarına kadar ailesine bağlı ve sorumluluktan uzak büyüyorlar. Okul duvarlarına hapsolmuş bu nesil, manevi ve maddi olarak her türlü sorundan izole olarak yetişiyor. Kendi yaşlarındaki eski nesillere göre çok daha çocuksu olan bu yeni nesil, doğal hayat görüntüsü çizemiyor ve birçok insan tarafından “aptalca” nitelendirilebilecek hareketlerde bulunuyor. Ben Boychuk bu insanları; “Evlenmemiş, çalışmamış. Otoriteye başkaldıran ancak gelecek konusunda temelsiz bir şekilde iyimser olan insanlar. Kendilerini apolitik olarak nitelendirirler ancak refleksif olarak sol partilere oy verirler” şeklinde karikatürize ediyor. Ancak tüm bunlara rağmen Boychuck bu gençlerin aptal olarak nitelendirilemeyeceğini, en uygun tanımın “bencillik” olduğunu söylüyor.

Görsel medya, internet ve akıllı telefonlar yeni neslin böyle gariplikler sergilemesinin altında yatan en önemli nedenlerdendir. Çevrenin etkisiyle 12 – 17 yaş aralığındaki çocukların tamamına yakını akıllı telefon sahibi olmak istiyor ve çoğu bunu başarıyor. Bu yaşlarda otokontrol mekanizması tam olarak gelişmediği için akıllı telefon kullanımı kontrol edilemez bir form alıyor. Beğenilmek ve takdir edilmek için her türlü “aptallık” bir süre sonra olağan hale geliyor. Ayrıca gerçek hayatta kazanılması zor kimlikler ve saygınlıklar internet sayesinde birkaç tık ile elde edilebiliyor. Bu da gençlerin gerçek hayattan kopmasına ve sanal tatmine bağlanmalarına yol açıyor.

Özellikle son yıllarda çok hızlı bir artış gösteren toz pembe Türk dizileri, medyanın Türk gençleri üzerindeki olumsuz etkilerinin başında geliyor. Bu diziler, reytingi artırmak ve izleyiciyi sıkmamak için sürekli yapay mutluluklar yaratıyorlar. Bu durum ergen yaşlardaki gençlerin kafalarında sağlıklı bir dünya algısı oluşturmalarını engelliyor. Pembe dizi bağımlısı gençler ilerideki hayatlarının dizilerdekine benzeyeceğini düşünüyor ve sonuç olarak ortaya Ben Boychuk’un ifade ettiği şekliyle “Otoriteye başkaldıran ancak gelecek konusunda temelsiz bir şekilde iyimser olan yeni nesiller” ortaya çıkıyor.

Silikon Vadisi’nde Kara Tahtada Eğitim

Facebook, Twitter, Google, Microsoft gibi şirketlerin bulunduğu Silikon Vadisi’nde en çok rağbet gören okul Peninsula Waldorf Okulu’dur. İlk ve orta okul seviyesinde eğitim veren bu eğitim kurumunun özelliği akıllı tahta, tablet, bilgisayar gibi yüksek teknoloji ürünü cihazları kullanmamasıdır. Silikon Vadisi çalışanlarının çocuklarının gittiği bu okulda öğrenciler derslerin yanında iğne iplik kullanmayı, bahçeciliği, geleneksel çocuk oyunlarını da öğreniyorlar. Okulda fiziksel, duygusal ve ahlaki gelişime yönelik eğitimler de verilmekte.

Yeni Nesil Neden Bu Kadar Aptal?
Peninsula Waldorf Okulu

Dünyanın en zeki insanları diyebileceğimiz Silikon Vadisi çalışanlarının, çocuklarını teknolojiden böylesine uzak tutmalarının altında yatan nedenleri düşünmek gerekir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen isminizi girin