Sanal Gerçeklik Çağına Doğru Koşar Adım

Şehirdeki tek tren garı düşman kuvvetler tarafından ele geçirilmiş, siz ve arkadaşlarınız garı teröristlerin elinden almak için operasyon hazırlığındasınız. Arkadaşınız sniper silahını alıp garın çatısına çıkıyor, siz makineli bir tüfekle doğrudan düşmanın içine dalacaksınız. Garın kapısını açıyorsunuz ve kızıl kıyamet kopuyor; kapıdan girer girmez tek bir kurşun dahi atamadan vuruluyorsunuz.

Neyse ki bu anlattıklarımız gerçek değil; tren garını düşmandan temizleme görevi, sanal gerçeklik oyunları yapan Epic Games isimli bir şirketin ABD’de düzenlenen Oyun Geliştiriciler Fuarı’nda (Game Developer Conference) tanıttığı oyundan bir kesit. Bullet Train isimli bu oyunu oynamak için kafanıza bir sanal gerçeklik gözlüğü takmanız gerekiyor. Gözlüğü taktığınız anda sadece odadan değil, kendi vücudunuzdan da ayrılıyorsunuz. Artık düşmandan temizlenmeyi bekleyen bir tren garındasınız, kolunuzu kaldırdığınızda sizin değil kaslı bir savaşçının kolunun kalktığını görüyorsunuz, mermi vızırtıları bilgisayar hoparlörlerinden değil kulağınızın tam içinden geliyor…

Game Developers Conference, Silikon Vadisi’nde, tüketici elektroniğinin kalbinde düzenlendi. Fuar, tüm dünyadan ve teknoloji seviyesinden oyun üreticilerini bir araya getirdi. Hiç şüphesiz ki en büyük ilgi sanal gerçeklik şirketlerine yöneldi. Bu şirketler arasında Google, Samsung, HTC gibi devler de bulunuyor. Epic Games’in CEO’su, “Başka bir yerde ve başka birisi olduğunuz hissini sağlayan başka bir teknoloji yok. İşte tam olarak bu durum, sanal gerçekliği çekici kılıyor.” sözleriyle bu teknolojiye inandıklarını belirtiyor.

Sadece Oyun Dünyasıyla Sınırlı Değil

Birçok uzman, sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojilerinin geleneksel oyun teknolojilerinden çok farklı olduğunu belirtiyor. Bu teknolojiler sayesinde, insan-sanal dünya iletişimi hiç olmadığı kadar duygusal olacak. Örneğin bir oyunda uçurumdan atlamanız gerektiğinde bunu yapmak için tedirgin olacaksınız.

Stanford Üniversitesi Sanal İnsan Etkileşimi Laboratuvarı başkanı Geremy Bailenson, sanal gerçeklik sayesinde insanların daha iyi bireyler olma yolunda eğitilebileceklerini söylüyor. Yaptıkları bir deneyde, 10 deneğe sanal gerçeklik gözlüğü giydirerek uçmalarını sağlamışlar ve deneklerden yolunu kaybeden bir çocuğu şehirde bularak yardımcı olmalarını istemişler. Diğer 10 kişilik gruba ise şehirde eğlenmek için zaman geçirmelerini, çocuğu umursamamalarını söylemişler. Deneyden sonra, kayıp çocuğa yardımcı olan 10 deneğin beyinlerinin, diğer deneklere kıyasla, yardımcı olmaya daha fazla motive oldukları görülmüş.

Ancak elbette ki her şey toz pembe değil. Sanal gerçekliğin insanların duygularını daha da keskinleştirmesi ırkçılık, taciz ve ötekileştirme gibi sorunların daha fazla artmasına yol açmasından endişe ediliyor. Birçok şirket, sanal gerçeklik gözlüklerinin pornografide kullanmasını engelleyeceklerini ifade etti.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen isminizi girin