IBM Watson: Bilgisayar Teknolojilerinde Yeni Çağ Başlıyor

Yapay zeka, günümüzün en önemli gündem maddelerinde birisi. Elon Musk ve Elon Musk’la birlikte PayPal’ı kuran Peter Thiel’in kurduğu OpenAI isimli, “insancıl amaçlarla hizmet eden yapay zeka” çalışmalarını destekleme amacı güden vakfın kurulmasıyla birlikte yapay zeka tartışmaları tekrar alevlendi. Elon Musk, Peter Thiel ve kurdukları vakfa 1 milyar dolarlık bağışta bulunan diğer insanların en büyük korkusu, yapay zekanın bir gün insanlığı ele geçirecek kadar güçlenmesi.

Bunlar işin fütüristik tarafları, biraz daha realist olalım ve IBM Watson’a dönelim. İsmini IBM’nin kurucusu Thomas John Watson’dan alan bu bilgisiyar, geleneksel süper bilgisayarlardan oldukça farklı. Temel fark, Watson’un yapay zekaya sahip olması.

Ticari amaçlarla üretilmiş ilk yapay zeka olan IBM’nin bu yeni bilgisayarı, kendisinden önceki jenerasyonlardan farklı olarak ulaştığı bilgileri sadece analiz etmekle kalmıyor; aynı zamanda, onları yorumlayabiliyor da. Tıpkı insan beyni gibi öğrenme yeteneğine de sahip.

Watson, veri yoğunluğuna boğulan ve bu verileri işlemede çok verimsiz kalan hava yolu gibi şirketlerin hizmetinde olacak. IBM, uçak üreticisi Airbus ile uçuş verilerini Watson’da işlemek için çoktan anlaştı bile. Peki Watson, Airbus uçaklarına nasıl yardım edebilir?

Watson’un yapacağı şey, uçağın yolcu sayısı, motor bilgileri, yakıt miktarı gibi verileri hava durumu, basınç gibi etmenlerle birleştirerek en ekonomik veya en güvenli rotayı pilota bildirmek olacak. Diyelim ki bir Airbus uçağı İstanbul’dan New York’a uçuyor. Uçağın 4 saat sonra ulaşacağı Atlas Okyanusu üzerinde, tam da uçağın geçeceği zaman aralığında fırtına çıkacak. Watson, hem fırtınadan kaynaklanacak yakıt tüketimindeki artışı engellemek hem de uçuşu daha konforlu kılmak amacıyla pilotu rotayı değiştirmesi için uyaracak. Aynı zamanda yolcu sayısına, yakıt miktarına ve hava durumuna göre en uygun rotayı da belirleyecek.

Tüm bunları geleneksel bir bilgisayar yapamaz mıydı? Tabii ki de yapabilirdi ancak milyonlarca satırdan oluşan algoritmalara ihtiyaç duyacaktı. Algoritmanın dışında kalan bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir çözüm üretemeyecekti. Örneğin beklenen fırtınanın ortaya çıkmaması durumunda program tamamen sonuçsuz kalacaktı. Ancak Watson, öğrenme yeteneği sayesinde algoritmasında bulunmayan durumların yaşanmasında dahi doğru sonuçlar verebiliyor. Ayrıca Watson ve diğer yapay zeka bilgisayarların olağanüstü modelleme yetenekleri sayesinde çok daha net hava durumu tahminleri yapmak mümkün olacak.

Watson gibi bilgisayarlara gelecekte daha çok ihtiyaç duyacağız. Nesnelerin interneti devrine girmemizle birlikte sadece insan – makine iletişimi değil, makine – makine iletişimi de internet üzerinden yapılmaya başlandı. Bu da devasa boyutlarda verinin ortaya çıkması anlamına geliyor. Bu büyük veri kirliliği içerisinden anlamlı veriyi çekebilmek ve analiz yapabilmek için geleneksel bilgisayarların gücü yeterli değil. Geleneksel bir bilgisayar kendisine ulaşan bütün verileri tek tek kontrol eder, nesnelerin interneti çağında ortaya çıkacak büyük boyutlu verileri kabul edilebilir zaman aralıklarında analiz edebilecek bir bilgisayar üretmek, bilgisayar teknolojilerinin temel yasası olan Moore Yasası’na göre mümkün değil. Sonuç olarak kendi kendine öğrenebilen bu sayede anlamlı veriyi çok daha kolay tespit edebilen bilgisayarlara ihtiyacımız olacak. Eğer bu makineleri üretemezsek gelecekte internet diye bir şey olmayacak.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen isminizi girin